Cennete gitmek isteyenlerin, cehenneme çevirdiği bir dünyadayız.

Cumhurbaskanı Recep Tayyip Erdogan, son yıllarda dünya platformunda “dünya 5 den büyük” dedi. Doğru dünya 5 BM daimi üyesinden büyük. Fakat yıllardır siyasi arenada dünya bu 5’li tarafından yönetiliyor. Fakat bütün dünya’da Cumhurbaskanı Tayyip Erdogan’ın bu soyleminden rahatsız.

Hiç bir ülke, tuzu kuru ülkeler tarafından dışlanmak istenmiyor.

Birleşmiş Milletler 5’lisi dışında, 5 adet büyük küresel şirket bulunuyor. Ülkelere ekonomik kalkınma ve kredi notu ile yerleşiyorlar. Politik alanda çalışma faaliyetinde bulunuyorlar. Bu şirketler biliniyor. Gizli kapaklı değiller. Hiç bir ülke lideri bu küresel kredi ve faiz yatırım şirketlerini eleştiremez. Geçmişin devlet mafyaları, bugünün küresel şirketleri oldu. Geçmişleri karanlık. Bu şirketler ülkeleri bölüyor ve paylaşıyorlar. Bu projelerin önünde durabilecek bir güçde bulunmamaktadır. Venezuella, Bolivya gibi latin ülkeleri liderleride siyasi eleştirilerde bulunuyorlar.

Washington muttefikleri konuşmak özgürlükdür. Konuşabilirsiniz fakat işbirliğine devam ediniz diyor.

Türkiye gibi 3. Dünya ülkeleri’de patron devletlerin iki dudağına ‘çıkacak cümleye’ bakıyorlar. Siyasi alandan, ekonomi ve din düzenlemesine kadar amerika ve muttefikleri karar veriyor.

Türkiye’de ayakkabı tamircisi olsanız, Amerikan istihbarat teşkilatın’dan ‘solcu, islamcı terörist’ yazı Ankara’ya ulaştığında hemen göz altına alınırsınız. 8 saat sonra FBi bir isim yanlışlığı olduğunu bildirdikden 2 saat sonra serbest kalırsınız. Suçsuz yere gözaltında işkence ve sorgunun hesabını kimden sorcaksınız? Derdini marko paşaya anlatırsın. Bunlar geçmişde ve yakın tarihde yaşanmış olaylardır.

Bu yıl Türkiye terörist devlet olarakda tanımlanıyor. Müslüman Kardeşler, Hamas, El kaide, IŞİD, Nusra gibi grupları destekleyen ülke olarak fişlendi. Yurt dışında yaşayan türkler mercek atında. Uçak yolculukarında üst güvenlik uygulanıyor. Batı basını sabah akşam türkiye islamcı gruplara destek veriyor haberleri yayınlıyor.

G8 ülkeleri patron ülkerdir. Sorun sadece Birleşmiş Milletler 5’lisi değil.

Dış iileri, İç işleri oldu.

Son yıllarda Ortadoğu, Asya ve avrupanın arka bahçesi eski yugoslavyada ilginç karanlık gelişmeler ve ilişkiler kuruluyor. Bütün ilişkiler devlet, din, mafya kutsal üçgeninde yogruluyor. Kara para ile idare edilen mafya devletleri yaratıldı.

Dünyada devlet desteği olmadan hiç bir marjinal solcu ve islamcı gruplar aktivitelerine devam edemez. Geçmişden bugüne Türkiye içinde oluşmus sol marjinal grupların devletler tarafından beslendiği bilinmektedir. Meşhur bir söz vardır. Böyle gelmiş, böyle gider. Evet türkiye her zaman böyle risklerle yasayan ülkedir. Halkda terör ve faili meçhul ile yaşamaya alışmışdır. Faili meçhul diye bir kavram yokdur. Faili herkesin bellidir. Faili meçhul cümlesini türk basının babaları üretmiştir. Kendi arkalarındaki politikacıları korumak için. Ankara yöneticileride para ideolojilerinin devamı için, faali belli aronları yargılamamışdır. Dönemin başbakanı Tayyip Erdogan gezi olaylarının perde arkasındaki baronlarını biliyor. Fakat yargıya intikal ettirememişdir. Ortaya sizin derin devlet diye tanımladığınız yürütme ortaya çıkıyor. Hükümet devlet değildir. Herşeye hakim değildir. Kuvvetler ayrılığı ile toplum değil, hükümet karşı karşıyadır.

Türkiye geçmişi ile yüzleşmiyor. Darbeler, çeteler, Faili meçhuller, dini mafya ve islam maskesi takınmış baronları ile yüzleşmedi.

Türkiye’nin iç sorunları

Dünyada islamcı terör korkusu var. Fakat türkiye’de terör’den öncede yıllardır korku vardı. Resmi ideoloji, din, mafya ve hukuk korkusu var. Korku imparatorlugu. 1923’den bu yana bu korkular artçı depremi ile devam etmekde.
Televizyonda aydınlarımız şöyle der; “Türkiye hukuk devleti, hukuk zedelendi, çagdas türkiye, Medeni türk polisi.” Bunların hepsi bir yalandan ve aldatmacadan ibaret.

Hükümet yıkan, hükümetler kuran küresel baronlara hizmet eden yasalar var, Mafyayı koruyan polis var. Susurlukda bupolis müdürlerini tanıdık. Çağdaşlık gökdelen ve lüks gece klüperinden ibaret. Eğitimli, birikimli, hoşgörülü türkiye var mı. ? Yada otokrasi ve oligarsi mi var.!

Sistemin kurumlari izin vermediği sürece ülkede sanal Bonzai tohumu dahi yeşermez. Üretilemez. Gençler ölmezler. Türk istihbarat birimleri kimin bahçesinde komunist çiçeği, seriatci tohumu, Maruana çiçeği yeşeriyor bilir ve takip eder. Türk istihbaratının bilgi birikimi vardır. Yukar’dan bir emir gelir, eli kolu bağlanır.

Sistem ve resmi ideolojinin ağa babaları izin vermediği sürece anayasa da değişmez,bireysel özgürlüklerimizde olmaz. Marjinal gruplar bitmez. İslamcı selefi gruplarda yürür giderler. Kurt açılımı da yürümez. Türkiye teröre destek veren ülkeler listesine doğru yol alır. Bu yüzyılın paylaşım savaşında.

Toplumsal sorunlar en üst seviyede;

Halk Okul, Cami, karakol üçgeninde kalmışdır. Mahallelerde ilkokulun karşısında veya yakının’da cami olur, aynı güzergahda karakol vardır.İlk okuldan lise bitimine kadar bu üçgende geçer en iyi yıllarımız. Okulun bahçesinde sırada bekler iken, çirkin sesli bir hoca ezan okur. Korkarsınız. Çocuksunuz. Okul bitiminde evinize giderken karşı kaldırımda polis merkezi vardır. Karakol adıyla.Kara bir kol. Derin devlet bu üçgendedir. Okul, cami, karakol soğuk binalardır.

Üniversiteye geldiğinizde büyük ağbilerin yönettigi örgutlere katılırsınız. Mecbursunuz. Solcu, ülkücü, islamcı bu gruplarda yer alırsınız. Siyasi polis karsıt gruplar diye tanımlar. Üniversite bitiminde solcu avukat, ülkücü polis, şeriatci müftü olabilirsiniz. Mühendis veya baska meslekleriniz de olabilir. Fakat önce hep ideolojik etiketiniz isminizin başında yer alır. Asla siz kendiniz olamazsınız. Sistem gruplara bölmüşdür. Sonra basında karşit gruplar kavga etti haberleri yer alır. Küresel şirketler, yerli baronlara, baronlarda toplumu yönlendirir. Bu yüzyılda bir de iphone gençliği türedi.

Türkiye’de mahalle baskısı var.

Adam bıçaklama, kadın öldürmek, kavga etmek, mafya’ya yol vermek baskısı (mahalle özgürlüğü) var.
Türk basınının aydınlarının deyimiyle demokratik, çağdaş, gelişmiş yasalar caydırıcı olmadığından kavga, adam öldürmek, Namus cinayeti , hırsızlık, trafik kazaları almış başını gidiyor.

Anayasal düzen çözüm bulamıyor. Yeni bir anayasa neleri kapsıyor bilmiyoruz.

Cezaevleri tam ceza öğrenme evi. Küçük veya büyük suçlardan cezaevine giren her kişi, geleceğin ya mafya babası yada cihadcisi olacak. Gelecekde işsizlik’de iş bulamıyacaklar. Hepsinin sicili bozuk olacak. Cezaevleri suçlu üreten ilk okul statüsünde.

Türkiye’de kavga, tehdit pek suç oluşturmaz. Can güvenliği bulunmamakda .Kuzey Amerika’da kavga tehdit ağır suçdur. Turkiye’de kavga ve tehdit’e karşı maddi ve manevi ceza uygulansa Türkiye dış borcunu kapatır. Tabiki balık başdan kokar.

Evinizden işinize, işinizden camiye giden birisi olsanız..! Kafanıza saksı düşebilir. Mahallenizde bir dügün varsa kaza kurşunu ile hayatınızı kaybedebilirsiniz. İki komşu kavga ederken ayırmaya çalışsanız, yanlışlıkla bıçak kalbinize saplanabilir. Apartmanın önünde oturur iken 5. katdan başınıza halı düşebilir. İnsan hayatının bir önemi yok. Başınıza herşey gelebilir. Gerçek mahalle baskısı bu.

Türkiye’de doğru söyleyene, ya deli deniyor. Yada komplo teorisyeni.

Tuncay Guney

Toronto Canada