Türkiye’de gündem çok çabuk değişir. Her zamanın ayrı bir modası olmuştur ve olur.Fakat Osmanlı’nın son döneminden itibaren bilim ve teknoloji oldukça revaçta olan bir akım. Peki nedir bu moda?

Bilim ve teknoloji, bizim gibi toplumlarda oldukça övülen, ne olduğu o işle uğraşanlar dışında pek kimse tarafından bilinmeyen bir alan. “oğlum okusun adam olsun” diye milyonların okula gönderildiği, üniversite son sınıfa kadar daha ne olacağını bile bilmediği, Edebiyat’tan mezun olup polis olanların sayısının binleri bulduğu memleketim…

Sorunlar aslında bunlarla bitmiyor.. Daha nicesi var fakat bugün gündemim bu değil.. Son bir aydır falan Amerika ile aramız çok da iyi değil. Aslında bu problem değil, fakat bizim gibi komplo teorileriyle büyüyen, Ahmet Kaya’nın öldüğüne inanamayan, her ölümlünün ardından “acaba” diye düşünen toplumlarda sürekli bir dış tehditten bahsedilir, sürekli dış güçler gündemdir. Sanırım bunun da toplumun gazını almak, başını kaşırken kendine bi bahane bulmak gibi bir pozitif etkisi var ki yıllardır bu akım moda.

Halbuki, Amerika ile problemi olan bir biz değiliz, her ülkenin çıkar amaçlı dost ve düşmanları var, her ülkenin terör hedefi olduğu durumlar var, her ülkenin borçları ve kazanımları var vs.

Bizim ülkenin diğerlerinden daha fazla düşmanı olduğu aşikar, fakat bunu gördükten sonra ne yapmalıyız? İşte bu kısım muallak… Her siyasi görüşün kendine göre çözümleri de yok değil hani. Kimisi tiyatro ve bale yaparak uzaya çıkacağımızı, kimisi namaz kılarak evreni keşfedeceğimizi falan düşünmüyor da değil. Ama genel ortalamaya bakacak olursak herkes bu işin bilim ve ilimle olduğunun farkında. Ama nedense buna bi türlü muvaffak olamıyoruz. Hem bilimin önemini biliyoruz, hem de bu alana yatırım yapamıyoruz. Bunların aslında yüzlerce problemden kaynaklandığı ve çözümünün de ancak 10 ve 20 senelik çok detaylı ve tutarlı kalkınma planlarıyla gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Bi ara belki bunu da yazarım. Ama gelelim şimdi asıl konuya…

Şu aralar yerli yazılım açılımı başlamış.. Sürekli Parduş’tan falan konuşur olduk. Bu konuda çok sayıda destekçi olduğu gibi, bir o kadar da köstekçi var. Ülkenin her şeyinden nefret eden bir kitle çıktı ortaya. Yerli iha diyorsun, onun civatası yerli değil diyor, yerli yazılım diyorsun, ama o C++ ile yazılmış diyor. Bu adamlara laf anlatmak kadar saçma bir uğraş da yok hakikaten.

Bir şeyin yerli olması için benim kıstasım şu; bu işten para kazananların tamamının veya çok büyük kısmının yerli olması, kod vs. gibi şeylerinin tek bir kurum veya ülkeye bağımlı olmaması. Diğer türlü %100 yerli olan bir yazılım vs. dünyanın hiç bir yerinde zaten yok. Sürekli globalleşen dünyadan dem vurup, Fransa milli takımında siyahileri görüp, Microsoft veya Apple gibi firmalardaki Çin veya Hindistan kökenli kişileri bildikten sonra aslında yerli kelimesi çok daha farklı şekle bürünüyor.

İşte bu esnada “Designed in California, Made in China” yazısına bir göz atmak lazım. Apple herşeyini kendi geliştirip, üretimi Çin’de yaptırıyor, Çin’e birkaç yüz doları veya daha azı giderken, Apple’ın sermayesi, Türkiye ile yarışacak büyüklükte oluyor. Tam da bu sebepten ötürü yerli kelimesinin kullanımına dikkat etmemiz lazım.

Parduş olsun, İHA veya SİHA larımız olsun, bunların hepsinin bir kısmı dışardan gelebilir, hatta bunları üreten ekibin içinde dışardan kişiler de olabilir. Önemli olan bu projenin tamamının bizim elimizden geçmesi, başkasının müdahele edememesi, tasarım vs. aşamalarının bizim tarafımızdan takip edilmesi.

Şimdilik yolun başında olduğumuz bir gerçek. Ama hergün bunları aşağılayıp, yolun başından döndürmek kadar büyük bir vatana ihanet, bence yok. Eğer biz 50 sene önce şu fikirde olsak, en azından uçak pervanesini, kanadını yerli yapabilseydik, kim bilir belki de şu an dünyaya Boeing değil de bizim uçaklarımız satılıyor olacaktı.

Eksiği, döküğü, sıkıntısı illa ki olacak. Fakat bu bir süreç. Ve biz daha yolun başındayız. Bu sebepten dolayı, yerli üretim ne olursa olsun, alkışlamak, destek olmak, çok büyük bir başarıymış gibi kutlamamız lazım.. Ancak bu şekilde 10 sene sonra az da olsa bir yerlere gelmiş olabileceğiz. Oysa her içinde “yerli” kelimesi geçen habere saçma saçma yorum yaparsak, her yerli ürüne karşı çıkarsak, hemen eleştirirsek 10 sene değil, 100 sene sonra gene zerre adım atamamış, tamamen dışa bağımlı, asalak bir toplum olarak hayatımıza devam etmiş olacağız.

Nolur sosyal medyada vs. nerede görürseniz görün, yalan da olsa, eksik de olsa, “yerli” herhangi bir şeye sadece destek olun, alkışlayın, teşvik edin… Bırakın, az da olsa yerli olsun. %100 yabancı olmasından ise, %99 u yabancı olsun…

Destek olamıyorsanız, engel bari olmayın… “Gölge etmeyin” yani, sizden “başka ihsan isteyen” de zaten yok…

23.08.2018